En son konular
» "hizmet" ALLAH Için Olmalı
Ptsi Eyl. 27, 2010 4:38 am tarafından sofyan

» HATME DUASI
Ptsi Şub. 22, 2010 8:46 pm tarafından -DERGAH-

» Kulun yaratılışının nedeni aşktır
Perş. Tem. 23, 2009 11:25 pm tarafından -DERGAH-

» ...AŞK...
Perş. Tem. 23, 2009 11:13 pm tarafından -DERGAH-

» Kaside-i Nakşi
Çarş. Tem. 22, 2009 9:02 pm tarafından -DERGAH-

» S.İhsan Erol'un "Mahserin Halleri" sohbeti
Çarş. Tem. 22, 2009 9:01 pm tarafından -DERGAH-

» S.Ihsan Erol´dan GAFLET sohbeti
Çarş. Tem. 22, 2009 8:58 pm tarafından -DERGAH-

» Tasavvuf "Samimiyet" tir
Çarş. Tem. 22, 2009 8:53 pm tarafından -DERGAH-

» O, Benim de Evlâdımdır
Çarş. Tem. 22, 2009 8:49 pm tarafından -DERGAH-

» TÖVBE etmek ne demektir???
Çarş. Tem. 22, 2009 8:47 pm tarafından -DERGAH-

» bizim SEVGİMİZ
Çarş. Tem. 22, 2009 8:46 pm tarafından -DERGAH-

» AHLAKI Güzelleştirmek İçin ESMÂÜ’ L HÜSNA
Çarş. Tem. 22, 2009 8:39 pm tarafından -DERGAH-

» Yazık sana!..
Çarş. Tem. 22, 2009 8:27 pm tarafından -DERGAH-

» bu gün O'nun için bir şey yap!
Çarş. Tem. 22, 2009 8:24 pm tarafından -DERGAH-

» Kalben Allah’a YÖNEL ki O’nun LÜTUFLARI gelsin
Çarş. Tem. 22, 2009 8:21 pm tarafından -DERGAH-

» En Büyük Kalkan "ZİKRULLAH"
Çarş. Tem. 22, 2009 8:18 pm tarafından -DERGAH-

» 33 kalemde "HAMDOLSUN"
Çarş. Tem. 22, 2009 8:17 pm tarafından -DERGAH-

» Allah (cc)'a Kulluk ve Samimiyette Kararlı Olmak
Çarş. Tem. 22, 2009 8:15 pm tarafından -DERGAH-

» Kermese Davet!!!Essen´de
Paz Mayıs 17, 2009 10:04 pm tarafından tasavvuf

Istatistikler
Toplam 40 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: sivereklisofi

Kullanıcılarımız toplam 840 mesaj attılar bunda 375 konu
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 188 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 6:26 pm tarihinde online oldu.
Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

:
AKTIVE-X-YÜKLE                               DJ-GIRISI                             NIK-AL

AHLAKI Güzelleştirmek İçin ESMÂÜ’ L HÜSNA

Aşağa gitmek

AHLAKI Güzelleştirmek İçin ESMÂÜ’ L HÜSNA

Mesaj  -DERGAH- Bir Çarş. Tem. 22, 2009 8:36 pm

ESMÂÜ’ L HÜSNA’ DAN
( ALLAH’ IN EN GÜZEL İSİMLERİNDEN )

ALINMASI GEREKEN DERSLER



1) ALLAH: Allah Teala’ nın özel adıdır. Hiçbir varlığa verilemez ve atfedilemez.

2) EL- ADL: İşlerinde aşırılığa gitmeyen, zulmetmeyen, mutlak adalet sahibi.

Burada kula düşen görev; adaletin demir gibi koruyucu, adaletsizliğin ise ağaç kurdu gibi çürüttüğünü bilerek adaletten ayrılmamak, haklının hakkını vermek, eşitliğin de adaletten geçtiğini unutmamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; her haklının hakkını verir, öfkelense bile adaletten ayrılmaz.

3) EL- AFÜVV: Affı çok olan, kulların günahlarını silen.

Burada kula düşen görev; kusuru varsa tevbeyi geciktirmemek, affedici olmak, asla kinci olmamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; daima kinci değil affedicidir.

4) EL- AHİR: Sonu bulunmayan, her şey yok olduktan sonra varlığı devam eden.

Burada kula düşen görev; her şey fani olduğu için fanilere değil de baki olana tutunmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ tan başkasına bel bağlamaz.

5) EL- ÂLİM: Olmuş ve olacak olayları, ezeli, ebedi ve sınırsız ilmi ile her şeyi bilen.

Burada kula düşen görev; ilme çalışmak, onunla amel etmek ve Allah’ tan ilmini artırmasını dilemektir çünkü Allah kime hayır dilerse hadisi şerife göre onu dinde âlim yapıyor ayrıca itibarını artırıyor. Bunun için ondan irfan istemeli, hakkı hak batılı batıl bilen kıl diye dua etmeli, icatları da keşfettiren O olduğundan O’ ndan keşfedicilik istemelidir.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ tan hakkı hak, batılı batıl bildirmesini için irfan sahibi olmayı ayrıca bazen okumakla ve bazen de sezgi ve keşifle ilminin arttırılmasını ister.

6) EL- ALİYY: İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce.

Burada kula düşen görev; inandıkça ve hizmet ettikçe Allah’ ın kendisini şereflendireceğini unutmamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; izzet ve şerefi makam, mevki ve varlıklıların yanında değil Allah katında arar.

7) EL- AZİM: Zatı ve sıfatları anlaşılamayacak kadar büyük ve heybetli.

Burada kula düşen görev; hafif meşrep, sulu biri değil ciddi ve ağırlığı olan biri olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilinci ile yaşayan; her yerde saygınlık kazanır.

8) EL- AZİZ: Yenilmeyen, mutlak galip, emir ve iradesine karşı gelinemeyen.

Burada kula düşen görev; emsali az bulunan irşadına ihtiyaç duyulan saygın kişi olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; hiçbir yerde kolay kolay çiğnenip geçilemez bir kişilik kazanır.

9) EL- BÂİS: Önce yaratan, ölümden sonra dirilten.

Burada kula düşen görev; güneşin aydınlattığı, yağmurun yeşerttiği gibi irşat ve iyilikle gönülleri diriltmektir.
Bu ismin bilincine ulaşan; genellikle hidayetlere vesile olur.

10) EL- BAKİ: Varlığının sonu yoktur.

Burada kula düşen görev; O’ na yönelmek, O’ ndan hayırla dolu bir ömür istemektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; fanilere değil yalnız Allah’ a yapışır ve asla ayrılmaz.

11) EL- BARİ: Eşyayı tüm unsurlarıyla birbirine uygun olarak yoktan modelsiz olarak meydana getirendir.

Burada kula düşen görev; keşfedici ve üretken olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; herkes kendi branşında ehil olmaya çalışır ve müslümanlara puan kazandıracak şekilde üretken olur.

12) EL- BÂSIT: Rızkı genişleten, ruhu bedenlere yayan, hayat veren.

Burada kula düşen görev; Allah’ ın bolluk ve genişlik vererek sınav yaptığını ve asıl genişliğin de cennette olduğunu bilmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; insanlara faydalı olmaya ve onları rahatlatmaya çalışır.

13) EL- BASÎR: Gizli ve açık, uzak ve yakın her şeyi gören.

Burada kula düşen görev; her an Allah’ ın gördüğünü bilerek edepli ve hayâlı hareket etmektir. Ayrıca İslam’ a bugün veya yarın zarar verecek her olayı görebilmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; her şeyde hikmeti araştırır ve basiretini (ileri görüşlülüğünü) arttırır ve ihsana ulaşır.

14) EL- BATIN: Kendi gizli, yarattıkları ve sanatı açık olan.

Burada kula düşen görev; her eserin bir ustası ve her sanatın bir sanatkârı olduğu gibi bu kâinatın da bir ustası olduğunu bilmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; ruhen temizlenir, asla kötülük yapmaz, onun bulunduğu bölge onun hizmetleri ile emin bir bölgeye dönüşür. Çünkü kendi tanınmasa da hizmeti yayılır.

15) EL- BEDİ: İdrak edilemeyecek kadar yüce ve güzel, kendisinin benzeri olmadığı gibi örneksiz olarak yarattıklarının da benzeri olmayan şeyleri yaratan.

Burada kula düşen görev; güzelliği seven, bu kadar güzel ve farklı yaratılıştaki farklılıkları görebilen olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; her keşifte aklı değil o keşfeden aklı vereni yüceltir ve en büyük ve en güzel şu, bu veya filan değil en büyük, en güzel olan Allah’ tır bilinci ile yaşar.

16) EL- BERR: İhsanı ve iyiliği çok olan.

Burada kula düşen görev; iyilik ve ihsanını çoğaltmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; ibadet ve gönül mimarlığı ile ahiret hazırlığını titiz olarak yapar.

17) EL- CAMİ: İstediğini istediği yerde ve zamanında toplayan.

Burada kula düşen görev; işlerinde prensip, pratiklik ve dakiklik kazanmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın tüm güzel isimlerinden pay almış, çevresine sözünü geçiren, toparlayıcı ve kapsayıcı bir kişilik kazanmıştır.

18) EL- CEBBAR: İnsanların hayrına olanı bildiği için gerekeni zorbaca değil zorla da olsa yaptıran, örn. adalet gibi, halkın işlerini mükemmele doğru götürüp tamamlayan, kulun lehine olanı mecbur bırakan.

Burada kula düşen görev; her yönden güçlü ve reddedilemeyen biri olmaktır. Örneğin Hasta istemese de gerektiği için ameliyat yapan cerrah gibi faydalı olduğuna inandığımız işleri yapmak ve yaptırmaktır. Ayrıca hamilelik, insanın irade dışı yaratılması, yaşaması, ölmesi…

Bu ismin bilincine ulaşan; ilmini, sevgisini, saygınlığını kullanarak toplumun yararına olan işleri sorumluluk bilinci ile yapar ve yaptırır. Örneğin hasta ziyareti, cenaze taziyeleri ve davete icabet gibi.

19) EL- CELİL: Hayret verici bir heybet ve azamet sahibi, fakat onu bilen ona itaatle neşe ve sevinç duyar.

Burada kula düşen görev; kıymet bilen ve kıymeti bilinen yüce bir şahsiyet olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; çevresinde iyi olarak tanınan ve sevilen bir kişidir.

20) ED- DÂRR: Zarar verici şeyleri yaratırken içinde bir de lütuf yaratan. Örneğin deprem, kaza, ölüm, kasırga, hastalık verirken sabrı da öğretmesi ve şehitlik nasip etmesi gibi.

Burada kula düşen görev; zorluk ve acılara katlanarak olgunlaşmaktır. Ayrıca bunların da birer eğitim ve rahmet olduğunu bilmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; her şeyi Allah’ tan bilir ve bir yanıyla iyiye yorumlar.

21) EL- EVVEL: Başlangıcı olmayan ve başlangıcı düşünülemeyen, kendisinden önce hiçbir varlık bulunmayan.

Burada kula düşen görev; tüm geçmişe ve varlıklara bakarak bu gerçeği tereddütsüz olarak anlamak ve teslim olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; hayır işlerinde en önde olmaya çalışır.

22) EL- FETTAH: İyilik ve hidayet kapılarını açan, sıkıntıları gideren.

Burada kula düşen görev; problem olmak değil problemleri çözen, barış sağlayan, iyilik yollarını gösteren, gönülleri fetheden biri olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; toplumsal barışta büyük işler başaran ve gönüller fethedendir.

23) EL- GAFFAR: Mağfireti çok, günahları örten ve affedendir.

Burada kula düşen görev; uyaran ama yüze vurmayan, rencide etmeyen ve kınamayan, daima affederek gönül kazanmaya çalışan biri olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; bağışlayıcı ve ayıp örtücüdür.

24) EL- GAFUR: Bütün günahları bağışlayan.

Burada kula düşen görev; Allah affetse de ben etmem diyen biri değil, ne kadar günahkâr olsa da mahcup etmeyen, tek kapının tevbe olduğunu gösterip yeniden kazanmanın yolunu aramaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; çok çok affedici, kusurları tamamen silip atıcıdır.

25) EL- GANİYY: Çok zengin.

Burada kula düşen görev; helalinden mal kazanmak ve veren el, gönül zengini olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın dilediğine zenginlik verdiğini bilerek Allah’ tan manevi zenginlik ister ve maddi zenginliğe ulaşamasa da şikâyetçi olmaz.

26) EL- HABÎR: Her şeyin iç ve dış yüzünden haberdar olan ve tüm sırları bilen.

Burada kula düşen görev; imanını artırmak için varlıklardaki hikmeti araştırmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; gerekeni doğru algılar ve ufkunu genişletmesi için Allah’ a dua eder.

27) EL- HADİ: Doğru yola sevk eden, murada erdiren.

Burada kula düşen görev; Allah’ ın razı olacağa yola kendisini götürmesi için sonra da başkalarının hidayetine kendisini vesile kılması için dua etmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; hayırla ilgili aklına gelen şeylerin birer ilham olduğunun farkına varır ve insanların dünya ve ahiret saadetine katkıda bulunur.

28) EL- HÂFID: Din düşmanlarını dünya ve ahirette alçaltan.

Burada kula düşen görev; nefsini ve gururunu yenen, inananı yücelten ve kötüye arka çıkmayan biri olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; zulme arka çıkmaz bilakis onu yenmeye çalışır.

29) EL- HAFÎZ: İyi koruyup iyi gözeten, yeri göğü dengede tutan, işleri ortaya çıkaran ve tavırları zapt eden.

Burada kula düşen görev; inananlara arka çıkmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; her türlü iyiliği fark eder ve gözler önüne sermeye çalışır.

30) EL- HAKEM: Gerçek ve son hükmü veren.

Burada kula düşen görev; hüküm verecek konumda da olsa ve bu hükümler zararlarına da olsa hükmü değiştirmemek.

Bu ismin bilincine ulaşan; tüm kararlarını Allah’ ın isteği doğrultusunda verir ve adaletten ayrılmaz.

_________________


Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da ibret al!
Şu direksiz kubbe-i semâya bak da ibret al.
Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyânın kudretin,
Her sabâh, seher vakti, dünyâya bak da, ibret al!
Pâdişâh olsan da derler, 'er kişi niyyetine'
Var, musallâda yatan mevtâya bak da ibret al!
Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakîr,
Varlığa mağrur olan, mecnûn değil de, yâ nedir?
avatar
-DERGAH-

Mesaj Sayısı : 795
Kayıt tarihi : 30/10/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: AHLAKI Güzelleştirmek İçin ESMÂÜ’ L HÜSNA

Mesaj  -DERGAH- Bir Çarş. Tem. 22, 2009 8:37 pm

31) EL- HAKÎM: Bütün emir ve işleri tedbirli ve yerli yerinde olan.

Burada kula düşen görev; her işini bir plana göre yapmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; daima ıslahçı ve doğrultucu olur ve bu tür insanlarla beraber olur.

32) EL- HAKK: Fiilen varlığı zorunlu, değişmeyen ve gerçek olan.

Burada kula düşen görev; kararlılığı ile toplum için çok gerekli, aranılan ve danışılan biri olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; söz ve davranışlarına batıl karıştırmaz ve daima olduğu gibi görünür.

33) EL- HALIK: Var edeceği her şeyi hikmeti ve gereği üzere takdir edip yaratan.

Burada kula düşen görev; eğer toplum çok bozulmuşsa yeniden Allah’ ın isteği doğrultusunda yeni bir nesil oluşturmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; gerekeni yaptığı için Allah’ ın iltifat ettiği ve başarılı kıldığı kimsedir.

34) EL- HALİM: Güçlü olduğu halde acele ve kızgınlıkla cezalandırmayan, tehir eden, çok yumuşak, çok zarif ve mahrum etmeyen.

Burada kula düşen görev; tatlı dilli, güler yüzlü ve nazik biri olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; güzelliklerle donanmış olduğundan kötülüğü iyilikle önler ve asla kötülüğe kötülükle cevap vermez.

35) EL- HAMÎD: Her bakımdan övülen, övgüye layık olan ve övenin günahını bağışlayan.

Burada kula düşen görev; övsünler diye değil ama söz ve amelde övgüye layık biri olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; işlerini takdir görecek şekilde Allah için yapar, övgü ve teşekkür beklemez.

36) EL- HASÎB: Kullarına yeten, kâfi gelen, ayrıntıları ile hesabını bilen ve sorgulayan.

Burada kula düşen görev; ölmeden önce Allah için ne yaptığını dikkatle gözden geçirmek, artı ve eksilerini görmek ve sorgulamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; ahirete hesap değil hep hayır bırakmaya çalışır. Bunun için de kendisini hizmete adar.

37) EL- HAYY: Her şeye gücü yeten ve ebedi hayatla diri olan.

Burada kula düşen görev; fani olduğunu bilip baki olana bağlanmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; daima iman gücü ile insanların hidayeti için çalışır ve asla pes etmez.

38) EL- KÂBİD: Belli ölçüde maddi ve manevi fakirlikle, darlık ve sıkıntı veren, ruhu alan.

Burada kula düşen görev; ilimde ve zenginlikte genişlik, cehalette, fakirlikte ve cehennemde ise darlık olduğunu bilmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; nefsini şımartmadığı gibi din düşmanlarını da sevindirmez.

39) EL- KADİR: Dilediği her şeyi istediği gibi yapan, kudretli.

Burada kula düşen görev; bu ilahi kudrete boyun eğmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; her başarıyı Allah’ tan bilir ve daima şifa, rahmet ve zafer vermesi ve musibet vermemesi için de Allah’ a dua eder.

40) EL- KAHHAR: Mutlak galip, her isteğini yapmaya hâkim, varlıkları hor ve zelil etmeye kadir, en güzel yerleri bir anda harabeye çevirebilen.

Burada kula düşen görev; nefsi ve şeytanı yenerek imanını ihya etmek, tesirde kalmayan ve kolay kolay yenilmeyen bir güç olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; daima gizli ve açık düşmanını yenecek şekilde kendisini hazırlar.

41) EL- KAVİ: Daima pek güçlü, hiç gücünü yitirmeyen, dermansızlığı olmayan.

Burada kula düşen görev; maddeten ve manen güçlü olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; iman ve takvanın üstünlüğüne inanmasından dolayı bıkmadan yorulmadan İslam’ a çalışır.

42) EL- KAYYUM: Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı tek başına idare eden, kimseye ihtiyacı olmayan.

Burada kula düşen görev; sahibine bağlanmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; kalbini daima diri tutar, acizlik göstermez ve liderlik özellikleri kazanır.

43) EL- KEBİR: Zat ve sıfatlarının içeriği anlaşılamayacak kadar ulu, yüceler yücesi, benzeri ve dengi olmayan, büyük.

Burada kula düşen görev; ilim, amel ve hayırda yarışarak farklı ve üstün bir kişi olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ı tanıtarak ve yücelterek kendisi de gönüllerde yücelir.

44) EL- KERİM: Fazilet çeşitlerinin hepsine sahip, istenince bol bol ihsan ve ikram eden.

Burada kula düşen görev; affedici, sözüne sadık ve cömert olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; her yerde iyilikle anılır.

45) EL- KUDDÛS: Eksiklik, kusur ve ayıptan, her türlü hayal ve benzetmelerden uzaktır.

Burada kula düşen görev; her türlü eksikliklerini gidermeye ve en güzel hasletlerle donanmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; dört dörtlük bir hayatla Allah’ tan başkasına kalbini kapayarak kusursuz ve bilge bir hayat yaşamaya çalışır.

46) EL- LÂTİF: Yaratılmışların ihtiyaçlarını en ince noktasına kadar, bizler tarafından sezilmez yollarla umulmayan yerlerden karşılayan ve en ince meseleleri bilen.

Burada kula düşen görev; örneğin yeni doğan çocuğun süt emmesini ve civcivin su içmesini ibretle düşünmektir. Ayrıca dişlerimizin düzenini, ipek böceğinin ipek, arının petek ve bal yapışını, ineğin kan ve pislik arasından tertemiz süt vermesindeki ilahi inceliği fark etmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; daima çevresini tanır, gerekeni yaparak muhtaçları sevindirir ve bu insanlar arasında birçok şerden uzak olarak emin ve huzur içinde yaşar.

47) EL- MÂCİD: Şerefli, şanlı (isteyene veren ve af dileyeni bağışlayan).

Burada kula düşen görev; yolcunun yoldaşı, gariplerin arkadaşı, yetimlerin gönüldeşi, hastaların ilacı, mazlumların acılarını paylaşan, zalimin zulmünü engelleyen biri olarak yaşamak, şan ve şerefini yüceltmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; kulluk şerefini iyi taşır ve gönüller kazanarak kalbini nurlandırmaya çalışır.

48) EL- MANİ’ : İstemediğine mani olan.

Burada kula düşen görev; şeytanın ve nefsin istediklerine ve kötülüğün yayılmasına mani olmaya çalışmak, çaresiz kalınca da Allah’ tan mani olması için dua etmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; fesadın, sevgisizliğin önüne geçmeye çalışır, bazen kötü gördüğü engellerin, fakirliğin veya hastalığın olaylar neticesinde hayırlı yönünün de olduğunu görebilir.

49) EL- MECÎD: Şanlı, şerefli, en üstün.

Burada kula düşen görev; işleri güzel, ikramı bol, sözü dinlenir biri olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; ahlaken ve hayırda ilerleyerek hizmeti oranında şan ve şerefinin de yükseleceğini bilir.

50) EL- MELİK: Âlemlerin sahibi ve idareciliği sürekli olan.

Burada kula düşen görev; azalarına ve arzularına hâkim olmak, kalbini şeytana işgal ettirmemek, sahip olduğu şeylerin birer emanet olduğunu bilmek ve müslümanları ekonomik ve iktidar bakımından güçlü kılmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; yalnız Allah’ a boyun eğer ve kulluk eder, çevresinde de etkinliği ve hâkimiyeti artar.

51) EL- METİN: Her şeye gücü yeten ve kudretli, kudreti eksilmeyen.

Burada kula düşen görev; müslüman kendi bölgesinde, müslümanlar da dünyada güçlü görünmelidir.

Bu ismin bilincine ulaşan; daima sabırlı, güçlü, korkusuz ve musibetler karşısında sarsılmayan bir kişilik kazanır, hiçbir şeyden etkilenmez ve onu yolundan hiç kimse döndüremez.

52) EL- MU’ îD: Mahlukatı yok ettikten sonra tekrar yaratan.

Burada kula düşen görev; telafisi mümkün olmayan ömür sermayesini hayra kullanmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; ölmüş kalpleri motive ederek tekrar diriltmeye çalışır.

53) EL- MU’ İZ: Dilediğine izzet, şeref ve onur veren, ilmi ile yücelten.

Burada kula düşen görev; ilmi ve itibarı arttıkça mütevazılığı da artırmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; dünyada mal ve evlatla izzet ve şeref kazanırken çevresine de itibar kazandırır, bu nedenle cennette de derecesi yüksek olur.

54) EL- MUAHHİR: Günahkârları kendisinden uzaklaştırıp geride bırakan.

Burada kula düşen görev; bunlardan ders alıp Allah’ ın sevmemesinden korkarak tevbe etmek ve bir daha kusurlara dönmemektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; gücü oranında azgınları durdurmaya ve mü’minleri de ilerletmeye ve emin kılmaya çalışır.

55) EL- MUĞNÎ: Her şeyi yeterince veren, istediğini zengin eden.

Burada kula düşen görev; bu durumda varlığa da yokluğa da üzülmemek, gerçek zenginliğin kanaatten geçtiğini unutmamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; kimsenin Allah sıkıntı ve yokluğunu giderici sebepler yaratır ki bu kul da bu sebepleri değerlendirir ve refah seviyesini arttırır.

56) EL- MUHSÎ: Her şeyi ayrıntıları veya sayıları ile bilen ve hiç unutmayan.

Burada kula düşen görev; kulaktan dolma değil, köklü ve ayrıntılı bilgi sahibi olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; her şeyi bilerek yapar, bilerek kabul eder ve bilerek reddeder ve delilsiz konuşmaz ayrıca kendinin bilemediği fakat Allah’ ın bildiği sayılı nefesini de Allah’ ın yolunda tüketir.

57) EL- MUHYÎ: Can veren.

Burada kula düşen görev; verilen bu canı sahibi yolunda tüketmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; insan kalbini diri tutar ve diğer insanların kalplerinin dirilmesine çalışır hatta kendini öldürmeye gelen bile onun cazibesiyle imanen dirilir.

58) EL- MUKADDİM: İyileri veya istediğini öne alan, kendisine yaklaştıran ve şereflendiren.

Burada kula düşen görev; ilme ve hizmete koşanları yüceltmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; hayır yarışında daima önde gitmeye çalışır ve kendisinden önde yer alanları da kıskanmaz bilakis gıpta eder ve kutlar ayrıca Allah’ a devamlı yaklaşmak için hem iyi amel işler hem de dua eder.

59) EL- MUKÎT: Maddi ve manevi rızkı yaratan, beden ve kalbin gıdasını ölünceye kadar veren, koruyan ve mahrum etmeyen.

Burada kula düşen görev; işleri kolaylaştıran, asla zorluk çıkarmayan, insanların iş ve meslek sahibi olmalarına yardımcı olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; insanların ihtiyaçlarını sözlerinden, hareketlerinden anlar ve daha onlar istemeden gücünün yettiği kadar karşılar.

60) EL- MUKSIT: Adaletli ve tüm işleri yerli yerinde yapan.

Burada kula düşen görev; lüzumsuz işlerle uğraşmamak, adalet öncülerinden biri olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; hizmete kendini öyle adar ki mazlumun hakkını zalimden alır, herkese hakkını verir ve insanları haksızlıktan korur.

_________________


Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da ibret al!
Şu direksiz kubbe-i semâya bak da ibret al.
Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyânın kudretin,
Her sabâh, seher vakti, dünyâya bak da, ibret al!
Pâdişâh olsan da derler, 'er kişi niyyetine'
Var, musallâda yatan mevtâya bak da ibret al!
Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakîr,
Varlığa mağrur olan, mecnûn değil de, yâ nedir?
avatar
-DERGAH-

Mesaj Sayısı : 795
Kayıt tarihi : 30/10/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: AHLAKI Güzelleştirmek İçin ESMÂÜ’ L HÜSNA

Mesaj  -DERGAH- Bir Çarş. Tem. 22, 2009 8:38 pm

61) EL- MUKTEDİR: Her şeye gücü yeten.

Burada kula düşen görev; Allah’ ın her şeye kadir olduğunu ve kendi zayıflığını görerek Allah’ a bağlanmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın her şeyi meşakkatsiz olarak yarattığını ve yönettiğini anlar, yalnız ona kulluk yapar ve mü’minleri süper güç olmaya iter. ÇünküBakara 144 / 21’ egöre “ ... Bundan sonra yüzünü Mescid-i Haram ( Kâbe ) tarafına çevir... ” emri ile hem kıblesinin Mescid-i Aksa’ dan Mescid-i Haram yönüne değiştiğini hem de önderlik şerefinin yahudilerden alınıp müslümanlara verildiğini bilir.

62) EL- MUSAVVİR: Varlıklara şekil ve suret veren, benzer veya farklı özellikte yaratan.

Burada kula düşen görev; modelsiz ve yoktan var eden ilahi sanattaki emsalsiz mührü sezmek, hayatını vahiyle şekillendirmek ve bu güzel fıtratı korumaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; hayatını vahiyle şekillendirir ve onun emirlerine uyarak maddi ve manevi giyimde örnek olur.

63) EL- MÜ’ MİN: Tasdik eden, güven veren, zarar vermeyen, mucizeleri destekleyen, gönüllere iman ışığı yayan.

Burada kula düşen görev; dürüstlük ve eminlikle ün yapmak, insanlara doğru yolu göstermek ve şerrinden kaçılan biri olmamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; genellikle musibetlerden emin olduğu gibi çevresini de elinden ve dilinden emin kılar.

64) EL- MÜBDİ: İlk ve örneksiz yaratan.

Burada kula düşen görev; bu gücü anlayıp karşısında secdeye kapanmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; her şeyi var eden ve evvelini ancak Allah’ ın bildiğini anlar ve bunu okuyup düşündükçe kadri kıymet bilir ve İslam’ i nesil ve hayırlı bir eser bırakmak için çalışır ve böylece kendisinin de kadri kıymeti artar.

65) EL- MÜCÎB: İstek ve dualara karşılık veren, ihtiyaçları karşılayan.

Burada kula düşen görev; gücü oranında ulaşabildiği her yere velilik ( yardımcılık ve sahip çıkma ) görevi yapmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; çevresinin makul istek ve ihtiyaçlarına yardımcı olur, Allah’ ta buna karşı korktuklarından ve fena insanların şerrinden inşallah onu emin kılar ve duasını da kabul eder.

66) EL- MÜHEYMİN: Her şeyi görüp gözeten, varlıklarını hedeflerine ulaştıran, her varlığın halinden haberdar olan.

Burada kula düşen görev; hem kendisini, hem çevresini, hem de dünya olaylarını izlemek ve hayırda öne geçmeye çalışmaktır. Ayrıca insanların hayırlı işler yapmalarına yardımcı olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın her an hem kendi nefsini hem de başkalarını gözlemlediğini bilir ve buna uygun ve örnek yaşamasından ötürü de huzurlu olur.

67) EL- MÜMÎT: Eceli gelince öldüren.

Burada kula düşen görev; ölümü çok hatırlamak ve ahirete çok iyi hazırlanmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; nefsi emmaresini yenmeye çalışır ve öfke, şehvet ve hava atma gibi özellikleri zayıflatır ve yok eder.

68) EL- MÜNTAKÎM: Suçlu ve günahkârı tevbe etmezse adaleti ile layık olduğu cezaya çarptıran ve mazlumların intikamını er geç ama bir şekilde alan.

Burada kula düşen görev; ne zulmeden ne de zulme uğrayan olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; zalimin yaptıklarından Allah’ ın gafil olmadığını bilir, zalime ve haksızlığa karşı gelir, hakkın ve mazlumun yanında yer alır ve en büyük düşman olarak nefsini görür.

69) EL- MÜTEALÎ: Her şeyden yüce.

Burada kula düşen görev; Allah’ ın ismini yüceltmek ve bir inananın bile tüm inanmayanlardan üstün olduğunu bilmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; “ inanıyorsanız üstünsünüz “ bilinci ile yaşar.

70) EL- MÜTEKEBBİR: Büyüklükte eşi olmayan, yüceliğini izhar eden, ulular ulusu.

Burada kula düşen görev; Allah’ tan uzaklaştıran her şeyi hor görmek ve terk etmek, dünyaya karşı müstağni davranmaktır, şeytana ve nefsine köle olanlar mütekebbir isminden pay alamazlar.

Bu ismin bilincine ulaşan; hakkın karşısında mütevazılaşır, gurur ve kibrini yok ederken Allah’ tan başkasına ise asla eğilmeyen onurlu bir kişilik kazanır.

71) EL- MÜZİL: Allah cc kendisine ortak koşanı ve kafa tutanı itibar ve izzetten mahrum bırakan ve zelil edendir.

Burada kula düşen görev; şahsına, başkasına ve İslam’ a leke getirecek işlerden kaçınmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; hizmetleri oranında değer kazanırken İslam’ la savaşanların ve namus düşmanlarının sürekli itibar ve değer kaybettiklerini, hor ve hakir olduklarını görür.

72) MÂLİKÜ’ L - MÜLK: Kayıtsız şartsız mülkün sahibi, nesnelerden müstağni, arzu ve iradesini dilediği gibi yürüten, emir ve yasaklar koyan.

Burada kula düşen görev; büyük bir saygı ile mülkün yalnız Allah’ ın olduğunu, kula verilenlerin de alınmak üzere emanet olarak verildiğini kalben tasdik etmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; mülkünde yalnız Allah’ ın hâkim olduğunu anlar ve böyle anlamanın bile bir lütuf olduğunu düşünür, gerçekten ona kulluk ile meşgul olur ve bu kişinin Allah’ a olan bağlılığını da hiç kimse bozamaz.

73) EN- NÂFÎ’: Hayır ve fayda veren şeyleri yaratan.

Burada kula düşen görev; faydalı veya zararlı gördüğü olaylardaki hikmeti aramaktır, Allah dilemedikçe hiçbir şeyin fayda veya zarar veremeyeceğini bilmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın hep hayır dilediğini bilir, kendi de hep faydalı işler yapmaya çalışır, mutlu ve güzel bir hayat sürer.

74) EN- NUR: Âlemleri nurlandıran, sima ve kalplere nur veren.

Burada kula düşen görev; kalbini günahlarla karartarak iman nurunu söndürtmemeye çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; hayırlı işleri ile bir yandan kalbi nurlanırken diğer yandan da sözlerinin etkileri artar ve böylece kalpleri diriltmeye çalışır.

75) ER- RÂFİ’: Kendisine inanan ve sevgisine layık olan kullarını yücelten ve şeref veren.

Burada kula düşen görev; kendisini ve müslümanları küçük düşürücü söz ve hareketlerden kaçınmak, kendisine ve mü’minlere merhamet, değer ve itibar kazandırmanın yollarını aramaktır.

Bu ismin bilincine ulaşanlar; dostlarına çok önem ve değer vererek hem onları hem de kendilerini saygın yaparlar. Allah da bunlara ilahi yardımını ve lütfünü verir ve onları huzur içinde yaşatır.

76) ER- RAHÎM: Acıyan, bağışlayan, pek merhametli, ahirette ise yalnız mü’mine merhamet edendir.

Burada kula düşen görev; seven ve esirgeyen, Allah’ ın zulmetmeyeceğini bilmesi ve başına gelen musibetlerin ya günahtan dolayı bir manevi ameliyat olduğunu ya da bir sınavdan geçtiğini düşünmektir.

Bu ismin bilincine ulaşanlar; İslam’ i ölçülere göre ıslaha çalışarak Allah’ ın razı olduğu kullar arasına girmeye çalışırlar.

77) ER- RAHMAN: Esirgeyen, her çalışana zihin veya bedensel çabasının derecesine göre hakkını veren, tüm mahlûkatına ayırım yapmadan durum ve konumuna göre merhamet eden.

Burada kula düşen görev; adaletli ve merhametli, çalışsa da çalıştırsa da insan haklarına riayet eden biri olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; İslam’ i ölçülere göre yaşar, fena hallerden korunur, her işinde adaletten ayrılmaz.

78) ER- RAKÎB: Gözetleyen, kontrol eden, şahit ve haberdar.

Burada kula düşen görev; Allah’ a hiçbir şeyin gizli kalmadığını bilerek dürüst yaşamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın isteklerine öncelik verir, onun sınırlarını çiğnemez, bu nedenle Allah’ a kendini çok yakın hisseder. Ayrıca İslam’ a faydalı ve zarar verecek olayları fark eder ve tedbir alır.

79) ER- RAUF: Pek esirgeyen, pek şefkatli.

Burada kula düşen görev; kendisinden şefkat ve sevgi bekleyene bunu esirgememektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; çevresinin gönül ve dert ortağı ve sırdaşı olur. Ayrıca Allah’ ın verdiği bir cezanın görünüşte ceza olsa da iç yönü ile bir şefkat veya merhamet tokadı olduğunu düşünür.

80) ER- REŞÎD: Doğru yolu gösteren ve olgunlaştıran.

Burada kula düşen görev; Allah’ tan doğru yola iletmesini istemektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; tebliğciliği ile tanınır ve görülünce ahiret hatırlanır, belli bir olgunluğa ulaşınca da sözü dinlenir ve tesir etme alanı artar.

81) ER- REZZAK: Varlıkların maddi ve manevi rızık veya gıdalarını veren.

Burada kula düşen görev; rızkını helal yoldan kazanmak ve insanların iman, ilim ve helal rızık kazanmalarına yardımcı olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; rızkın ecel gibi insanı bulacağını bu nedenle de genellikle Allah’ ı değil de hep rızkın düşünülmesini bir çelişki olarak görür, bu nedenle insanların yaratılan sebeplere yapışmasının daha önemli olacağını düşünür ayrıca kimse kimsenin rızkını yiyemeyeceğini, takva artıkça rızkının kolaylaşacağını, genişlik ve bereket verileceğini bilir, ona göre iş ve ibadet arasında denge kurar sonra da tevekkül eder.

82) ES- SABUR: Çok sabırlı, azap etmede veya öç almada acele etmeyen.

Burada kula düşen görev; işlerinde, ibadetlerinde, musibetlerde ve günahlara karşı sabretmeyi öğrenmektir, sızlanmanın, dert yanmanın ve sabırsızlığın Allah ile beraber olmaktan mahrum ettiğini unutmamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; kolay kolay öfkelenmez ve sabretmeden başarının mümkün olamayacağına inanır, sabır kalesine girer ve her türlü tehlikelerden emin olur.

83) ES- SAMED: Herkesin kendisine muhtaç fakat kendisi hiç kimseye muhtaç olmayan.

Burada kula düşen görev; zühd ve takvaya bürünmek, göl, gölge ve ışık gibi faydalanılan bir konuma girmek ve Allah için veren biri olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; tok gözlülükle sürekli çevresine lütfeder ama kimseden bir şey almaz. Bu nedenle de tebliğde de çok başarılı olur.

84) ES- SELÂM: Noksanlıklardan, afet ve kederden emin olan ( yani güvende olan ve güven veren ), zulümden uzak ve bahtiyar kullarını saadete erdiren.

Burada kula düşen görev; çevresine güven ve esenlik vermektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; insanların mal ve namusunu güveneceği kadar bir dürüstlüğe ulaşır, daima ayıp ve kusurlardan uzak durarak tedbir ve sadaka ile de birçok afetten emin olur.


85) ES- SEMİ’: İster dışta ister gönülde olsun, işitilme özelliği taşıyan her sesi işiten.

Burada kula düşen görev; her sözünün Allah tarafından işitildiğini bilerek ölçülü olmak, hayır söyleyecek ise konuşmak yoksa susmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; öyle güzel bir kulluk yapar ki Allah ta bunun için onun gözünü, kulağını ve diğer organlarını günahlardan korur ve duasını da kabul eder. Ayrıca bu insan müslümanları ilgilendiren iyi veya kötü tüm haberleri takip eder.


86) EŞ- ŞEHÎD: Her şeyi her yerde, her zaman gözleyerek bilen.

Burada kula düşen görev; kendini ilgilendiren her şeyden haberdar olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın tasarrufunu kabul eder ve hakkın her şeyden üstün olduğunu görerek hayatını eşyalara sahip olmaya değil hak davanın şahitleri ve önderleri olmaya harcar.

87) EŞ- ŞEKÛR: Az iyiliğe fazlasıyla karşılık veren, şükre layık, şükredene bilerek nimetini artıran.

Burada kula düşen görev; gördüğü iyiliğe daha güzeli ile karşılık veren biri olmaya çalışmak, kadir-kıymet bilmek ve asla nankörlük yapmamaktır. Ayrıca şükrettikçe nimet artacağından ve musibetlerden de koruyacağından ötürü hamd etmenin ilahi bir sigorta olduğunu hatırlamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; her verilen şeyi onun bir nimeti olarak görür ve hamd eder, ayrıca insanlardan gördüğü ilginin ve aldığı selamının karşılığını da fazlası ile verir.

88) ET- TEVVÂB: Tevbeyi en çok kabul eden ve günahları bağışlayan.

Burada kula düşen görev; öfkeyi yutucu ve kusur bağışlayıcı olmak, yapılan bir özrü reddedici değil bilakis kabul edici olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; makbul bir tevbe ile Allah’ a yönelir ve kusurları örter.

89) EL- VÂCİD: Dilediğini dilediği yerde ve dilediği zaman bulabilen ve hiçbir şeye muhtaç olmayan.

Burada kula düşen görev; ikram eden fakat Allah’ tan gayrı kimseden bir şey beklemeyen biri olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; o kadar sosyaldir ki ihtiyaç olunan her olayı çözecek kişileri bulacak güçtedir ama Allah’ tan başkasına muhtaç olmak da istemez.

90) EL- VÂHİD: Parçalara ayrılmayan, tek ve benzeri bulunmayan.

Burada kula düşen görev; tüm inananlarla tek vücut olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; İslam dairesinin dışına çıkmaz, bozguncu ve bidatçi olmaz, birlik ve beraberlik için çalışır.

_________________


Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da ibret al!
Şu direksiz kubbe-i semâya bak da ibret al.
Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyânın kudretin,
Her sabâh, seher vakti, dünyâya bak da, ibret al!
Pâdişâh olsan da derler, 'er kişi niyyetine'
Var, musallâda yatan mevtâya bak da ibret al!
Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakîr,
Varlığa mağrur olan, mecnûn değil de, yâ nedir?
avatar
-DERGAH-

Mesaj Sayısı : 795
Kayıt tarihi : 30/10/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: AHLAKI Güzelleştirmek İçin ESMÂÜ’ L HÜSNA

Mesaj  -DERGAH- Bir Çarş. Tem. 22, 2009 8:39 pm

91) EL- VALİ: Gizli ve açık tüm işleri tek başına idare eden.

Burada kula düşen görev; her şeyin kendi iradesi dışında yaratıldığını, yaşadığını ve öldüğünü bilmek ve bunu düşünerek hazırlığını iyi yapmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın rızasını kazanmak amacıyla müslümanların işine kendi işi gibi koşturur ve adeta topluma bir babalık yapar, insanlara adaletle yaklaşır ve mahşerde arşın gölgesinde olanlar arasına girmeye çalışır ve kendisi bir yönetici olsa da Allah’ ın da kendisini yönettiğini asla unutmaz.

92) EL- VÂRİS: Mülkün ve servetlerin gerçek sahibi.

Burada kula düşen görev; mal ve canın ve diğer sahip olduklarının gerçek sahibinin Allah ve kendisinin de bir emanetçi olduğunu bilmektir.

Bu ismin bilincine ulaşan; ilimden nasibini almış ve peygamber varisi olmuştur, mülke de Allah adına müslümanları varis kılmaya çalışır.

93) EL- VÂSİ’: İlmi, merhameti ve ihsanı her şeyi kuşatan.

Burada kula düşen görev; derin ve engin bir gönül sahibi olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; hırs ve sıkıntılarını gidermiş, huzura ermiş ve her iyiliğe layık olmuş, her şeyi geniş yüreklilikle ve tatlı dille halletmeye çalışır.

94) EL- VEDÛD: Çok merhamet eden, çok seven, sevilen ve sevgisi kazanılmaya layık olan.

Burada kula düşen görev; iyi geçinen ve iyi geçinilen, seven ve sevilen biri olmaya çalışmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ın sevgisine layık olmaya çalışır, Allah’ ın kullarını Allah için sever ve bir gün Allah’ ın da dostlarına sevdirdiği ve iftihar ettiği bir kişi olur.

95) EL- VEHHÂB: Karşılıksız olarak veren, en küçükten en büyüğüne kadar her ihtiyacı karşılayan, maddi ve manevi nimetlerini bol bol veren.

Burada kula düşen görev; uyarılmadan, karşılık ve teşekkür bile beklemeden kendisine düşen görevleri Allah için yapan olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; ortama bakar, görevini görür, herkese layık olanı ve lazım olanı anlar, karşılık veya teşekkür bile beklemeden iyilik ve karzı hasen yapar.

96) EL- VEKİL: Kendisine güvenilip dayanılan, yüklendiği işleri çok iyi yapan ve kendisine duyulan güveni asla sarsmayan.

Burada kula düşen görev; işinin ehli, güvenilir ve dürüst olmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; kendisini İslam’ a adar yani vakfeder, her şeyin ondan olduğunu bilir ve önce gerekli işini yapar ve sonra da tevekkül eder, olmayacak istek ve işlerde koşmaz çünkü gücünün yetmediği işleri Allah’ a bırakır.

97) EL- VELİ: Dostlarına yardım eden, düşmanlarını kahreden, ayrıca yardımcı, dost, kendisine itaat edenleri günahlardan kaçındırarak yardım eden, dostlarının işini yüklenen.

Burada kula düşen görev; çevresi ile iyi geçinmek, dertleri ile ilgilenmek ve onlara sahip çıkmaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; bir babanın çocuğuna görevleri ne ise bu kişi de müslümanlara karşı görevini aynı görür ve onlara sahip çıkar.

98) EZ- ZAHİR: Varlığı, birliği birçok delillerle apaçık anlaşılan.

Burada kula düşen görev; evrene bakıp ilahi sanatı ve estetiği görüp teslim olmaktır, işlerini kusursuz yapmaktır. Ayrıca kötü işlerden uzaklaştıkça Allah’ a yaklaştığını bilmeli, onurlu ve mükemmel bir insan olmaya çalışmalıdır.

Bu ismin bilincine ulaşan; ilahi sanatı ve sırları sezer, evrende kesinlikle tesadüf olmadığını görür ve sarsılmaz bir imana ulaşır ve riyaya düşmez ama iyilik ve hizmetleri ile tanınır.

99) ZÜ’l- CELALİ ve’ l- İKRAM: Azimet ve ikram sahibi.

Burada kula düşen görev; Allah’ ın büyüklüğünü ve lütfünü saygıyla karşılamaktır.

Bu ismin bilincine ulaşan; Allah’ ı yücelttikçe kendisi de yücelir, ikram ettikçe ikram edilen ve saygı duyulan, şefkati, merhameti ve duası makbul bir kişi olur.

_________________


Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da ibret al!
Şu direksiz kubbe-i semâya bak da ibret al.
Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyânın kudretin,
Her sabâh, seher vakti, dünyâya bak da, ibret al!
Pâdişâh olsan da derler, 'er kişi niyyetine'
Var, musallâda yatan mevtâya bak da ibret al!
Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakîr,
Varlığa mağrur olan, mecnûn değil de, yâ nedir?
avatar
-DERGAH-

Mesaj Sayısı : 795
Kayıt tarihi : 30/10/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: AHLAKI Güzelleştirmek İçin ESMÂÜ’ L HÜSNA

Mesaj  -DERGAH- Bir Çarş. Tem. 22, 2009 8:39 pm

Bugüzel isimlerden pay alanlarda ilk bakışta görülen güzel davranışlar

Kendilerini her an Allah’ın huzurunda hissederek çok hayalı ve edepli yaşarlar,

Her fırsatta hem kendilerinin hem dostlarının Allah’tan affını isterler,

İnsanlara sevgi ile yaklaşırlar, kimseyi aşağılamaz ve rencide etmezler,

Arkadaşlarının ve komşularının varsa kusurlarını örterler, kesinlikle gıybet etmezler,

İnsanlarla iyi geçinirler, gizli veya açık olarak küfürlü kelime kullanmazlar,

Kimseye kin ve haset duymazlar, kimseyle tartışmaya girmezler,

Yalan, iftira ve ihanetten uzak dururlar, doğru yaşar ve doğru konuşurlar,

Dost ve akraba ziyaretini ihmal etmez, misafirine izzet ve ikramda bulunurlar,

Bir kötülük görse sabreder, iyilikle onu düzeltmeye çalışır,

Emanete riayet eder. Borç ederse uyarılmadan çabucak öder.

Ahiret hesabından çok korktukları için her türlü ibadetlerini zamanında yaparlar,

Çok adaletlidirler ve istişareye önem vererek bozgunculuktan uzak dururlar.

Çevresindeki dul, yetim ve muhtaçlara şefkatle yardım ederler.

Büyüklere saygıda, küçüklere sevgide ve şefkatte kusur etmezler vs.


http://www.abdullahcicek.com/sayfalar/13/13_7.asp

_________________


Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da ibret al!
Şu direksiz kubbe-i semâya bak da ibret al.
Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyânın kudretin,
Her sabâh, seher vakti, dünyâya bak da, ibret al!
Pâdişâh olsan da derler, 'er kişi niyyetine'
Var, musallâda yatan mevtâya bak da ibret al!
Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakîr,
Varlığa mağrur olan, mecnûn değil de, yâ nedir?
avatar
-DERGAH-

Mesaj Sayısı : 795
Kayıt tarihi : 30/10/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz